Zaman ÇizelgesiKarakterlerOluşumlarLokasyonlarOlaylarÜyeler
TÜM KARAKTERLERE DÖN
Kane Wells
KİŞİ DOSYASI
HAYATTA

Kane Wells

"K4NE666"

BAĞLI OLDUĞU OLUŞUM
Uyruk:Amerikan
Doğum:22.07.2003
Kayıtlı Olaylar:0 olay
Görüntülenme:18
BİYOGRAFİ & KARAKTER PROFİLİ
New Jersey: Kane Wells, 22.07.2003 tarihinde New Jersey'in göl kenarındaki sakin kasabalardan biri olan Haddonfield'da doğdu. Mütevazi bir ailenin oğluydu, çocukluğu sıcak ve güvenli bir ortamda geçit. Ailesi Kane'den büyük şeyler beklemiyordu, tek istekleri mutlu olmasıydı. Kane eğitim hayatı boyunca çarpıcı bir çocuk olmadı, ilgisini tarih ve görsel sanatlar çekiyordu. Tarih derslerinde olayların iç yapısını araştırmayı seven bir yapısı vardı. Kane meraklı bir çocuktu, olayların arka planını hep merak ederdi. Görsel sanatlarda ise karakalem çizim yapmayı çok severdi, çizim yaparken kendi dünyasına çekilirdi. Kane liseyi de sakin bir çocuk olarak geçirdi, üniversite için pek bir planı yoktu. Liseyi bitirdikten sonra kazandığı bir bursla iki yıllık Topluluk Koleji İletişim Programına kaydoldu. Bu durum sosyal gözlemini ve sosyalleşmesini güçlendirdi. Kuzeni "Theo Wells": Kane'in karakterinin şekillenmesinde en büyük rol oynayan kişi kuzeni "Theo Wells" idi. Theo, Kane'den birkaç yaş büyüktü. Kane için bir abiydi, önemliydi. Kane'in gözünde Theo: "Hayatın bir adım önünde giden", risk alan ve kafasına koyduğunu yapan kişi olmuştu. heo’nun kendi yaşam çizgisindeki ani kırılmalar, zaman zaman ortadan kayboluşları, yeniden ortaya çıkışları ve gizemli kararları, Kane’in onu sürekli bir merak konusu haline getirmişti. Theo, Kane için hem bir rol model hem de çözülemeyen bir bilmeceydi. Kuzeni Theo ile beraber bilgisayar oyunları oynamak Kane için zevkli ve keyifli bir aktiviteydi. Kane, Theo sayesinde bilgisayar oyunlarına alışmış, hatta babasına zorla bir bilgisayar aldırmıştı. Theo ile beraber bilgisayar oyunları oynuyor, vaktini buna ayırıyordu. Ayrıca Theo, Kane’e bilgisayarda kod yazmak ve Linux üzerinde bazı toolları öğretiyor, kendi yaptığı çalışmaları gösteriyordu. Bunları gösterirken Kane’e kimseye söylememesi hakkında telkinde bulunuyordu. Theo’nun Los Santos’a gittikten bir süre sonra gizemli biçimde kaybolması, Kane’in hayatında büyük bir boşluk yarattı. Aile içinde konuşulmayan bir gerginlik, saklı bir endişe vardı. Kane, Theo’nun ortadan kaybolmasının sıradan bir durum olmadığını biliyordu. Yeni bir hayat kurmak için gitmiş olabilirdi, ancak Theo’nun hiçbir iz bırakmadan ortadan yok olması Kane’in içini kemiriyordu. Bu belirsizlik, Kane’in karakterindeki “sakin ama damarına basıldığında parlayan” tarafı tetikleyen ana şeydi. İçindeki sabırlı ve mantıklı adamın yanında, sevdiklerine bir şey olduğunda gözünü karartan bir yönü vardı. Theo onun için sadece bir kuzen değildi; aynı zamanda geçmişinin önemli bir parçasıydı. Los Santos'da Theo'yu Bulma: Kane 22 yaşına gelmişti, New Jersey'de sıkışıp kaldığını hissediyordu. Bu şehirden uzaklaşmak istiyordu. Bu sırada aklına Los Santos geldi. Abisinin Los Santos'da olduğunu biliyordu. Onu orada bulmak istiyordu, ailesiyle de bu konuyu konuştuktan sonra Los Santos'a taşınmaya karar verdi. Kane'in Los Santos'daki amacı netti. Theo Wells'in izini bulmak ve kendi hayatında kaybolan parçaları bir araya getirmekti. Kane Los Santos'a nihayet indi, ilk gün şehri tanımaya başladı. Bu sırada henüz bilmese de Theo'nun bazı işlerini yapan Maddy Bradford ile şans eseri tanıştı. Henüz Maddy'e soyadını söylememişti. Sadece abisini aradığını söylemişti. Kane'in Los Santos'daki ilk işi ticaret olmuştu, toptan balık ve sebze satıyordu. Tarlada sebze yetiştirirken "Oğuz Bulut" adlı bir adam Kane'e doğru geldi. Soyadını duyunca "Sen Theo'nun kardeşi misin?" diye sordu. O sırada Kane heycanlandı, "Evet" diyerek karşılık verdi. Abisinin burada olduğunu öğrenmişti, abisine ulaşmaya çalışıyordu. Maddy Kane'e bakarak ekledi: "Ben ulaşacağım abine, o sana ulaşacaktır." dedi. Kane ise kafasını salladı ve büyük bir heycanla beklemeye başladı. Daha sonrasında iskelede balık tutarken "Ali Gözebatan" adında bir adamla tanıştı. Henüz bilmiyor olsa da ileride Ali onun için öz bir kardeşten daha fazla anlam ifade edecekti. Ali'yle beraber balık tutmaya başladılar, aralarında sürekli sürtüşme oluyordu. Bu sırada Maddy'nin ileride eşi olacak olan "Leon Westwood" iskeleye geldi. Ali'nin soyadını duyunca "Sen Feyzullah'ın kardeşi misin?" diyerek ekledi. Ali'nin de abisini aradığını öğrendi. Ali ve Kane ortak amaçları bulunan iki kardeşti. Lakin Ali abisiyle görüşme fırsatı bulmuştu. Kane hala abisini arıyordu, umudunu hep yüksekte tutuyordu. Bir gün bilinmeyen bir numara Kane'e mesaj attı. Mesaja baktığında abisinin mesaj attığını gördü. Büyük bir sevinçle karşılamıştı. Diğer gün ise abisi bir konum verdi, Kane ise oraya doğru yol aldı. Konum Vinewood'da bulunan bir tepeydi, bu tepe şehri en üstten görüyordu. Orada abisini tekrar gördü, büyük bir sevinçle abisine sarıldı ve konuşmaya başladılar. Abisi şehirde olan bitenlerden bahsetti, Theo abisi olan "Ares Keskin'den" bahsetti. Burada yeni bir ailesinin olduğu ve "bazı" işler üzerine uğraştığını söyledi. Kane bilmesede Theo Los Santos'da bilinen bir adamdı, kirli işlerin içinde olan biriydi. Theo Kane'e sürekli "Zamanı geldiğinde bazı şeyleri öğreneceksin Kane, merak etme." dedi. Madalyonun Diğer Yüzü: Her şey tozpembe değildi, Kane abisiyle tanışmıştı ama yaşayacağı şeyler o kadar da iyi olmayacaktı. Kane birkaç gün abisiyle iletişimden kaldıktan sonra Ares abisiyle tanıştı. Kane için "Ares Keskin" bir abiden fazlası, bir baba olacaktı. Kane için Ares korkutucu bir figürdü, hem korkuyor hem de örnek almaya çalışıyordu. Bu sırada Ali ve Kane beraber iş yapıyorlardı. Yapabilecekleri her türlü işi yapıyor, ticaret yapıyorlardı. Para kazanmak için her yolu deniyorlardı, amaçları şehirde ilk araçlarını almaktı. Bu sırada paralarını birleştirip Maddy'nin de yardımıyla bir Speedo satın aldılar. Bu Speedo'nun arkasına balık ve sebze poşetleri doldurdular. Toptan bir şekilde satarak para kazanmaya çalışıyorlardı. Bu sırada Ares, Ali ve Kane'i Benny's Mechanic'de çalışan olarak almaya karar verdi. O sırada mekanikte yönetici olarak Tyrea bulunuyordu. Çalışan olarak ise Timy Northwest vardı. Bundan bir süre sonra Tyrea intihar edecekti. Timy ise mekanikten çıkacaktı. Kane ve Ali mekanikten kazançlarını sağlayıp, paralarını biriktirmeye başlamıştı. Amaçları kendilerine güzel bir spor araba almaktı. Ares bir gün eski arabası olan 8F Drafter ile mekaniğe geldi. Arabanın durumu biraz kötüydü, Kane ve Ali'den arabayı tamamen elden geçirmelerini istedi. Jax'in de yardımıyla arabayı tekrardan düzgün bir kondisyona getirdiler. Ares, Ali ve Kane'in yanına gelip bir anahtar uzattı. "Bu arabayı artık siz kullanacaksınız, arabama zarar vermeyin sizi yakarım. Bu arabanın özel bir anlamı var, onun ağırlığını bilin." diyerek ekledi. Bu sırada Kane abisinden travma yaratacak derecede bilgiler öğrenmeye başlamıştı. Abisi Theo onu ormanda bir yere götürdü ve konuşmaya başladılar. Kane dikkatlice abisini dinliyordu. Theo ise: "Ben birini canlı canlı yaktım Kane. Senin abin böyle birisi, eskiden tanıdığın ben yokum. Aileme dokunacak herkesi gözümü kırpmadan öldürürüm. Sende böyle olacaksın, bu ağırlığın farkına var. Abinin başını yere eğdirme." diyerek ekledi. Akabininde şehirde yaptığı her şeyle ilgili bir sürü bilgi verdi. İçerisinde olduğu durumlardan bahsetti. Kane endişelenmeye başlamıştı, abisinden duydukları rüyalarına giriyordu. Uyku problemleri çekmeye başlamıştı, gözaltları giderek morarmıştı. Uzaklar dalıyor ve sürekli düşünceli davranıyordu. Abisi sürekli farklı bilgiler veriyor ve Kane'i yetiştiriyordu. Kane gittikçe soğuk ve mentali bozulan biri haline gelmeye başladı. Bu süre zarfında Kane henüz bilmese de "Se7en" üyelerinin birçoğuyla kaynaşmıştı. En çok "Ali, Batu ve Johannes" ile iyi anlaşıyordu. En çok vakit geçirdiği kişiler bunlardı. Batu Ballı ise Aybars Ballı'nın kardeşiydi. O direkt olarak Türkiye'den gelmişti. Bu 4'lünün farklı bir amacı vardı. Ufak ufak illegal işlere girişmek, kolay yoldan para kazanmak istiyorlardı. Arabalarını ve istediklerini daha hızlı almak istiyorlardı. Bu nedenle abilerine sordular ve nasıl yapacaklarını öğrendiler. Akabininde bir planlama yaptılar. Nerede nereye girecekleri, kimin nasıl araba kullanacağı, kıyafetler ve diğer bir sürü planlama yaptılar. Kıyafetleri bile birebir aynı seçerek kimin kim olduğunun fark edilmemesini sağlayacak kadar düşündüler. İlk işlerine Speedo ile gitmeye karar verdiler. 4 kişi tek bir aracın içerisinde giderken, Theo telsizden şöyle seslendi "Etrafınıza iyi bakın." ne olduğuna anlam veremediler. Bir marketin önünde durdukları sırada karşıda onlara bakan bir beyaz 10F olduğunu gördüler. Adamın üstünde bir Hoodie ve şeytan maskesi vardı. Hızla oradan uzaklaştılar. Sonra durdukları yerde aynı araç geldi ve yanlarına yaklaştı. Maskeyi çıkardıklarında o kişinin Ares abileri olduğunu gördüler, derin bir nefes aldılar. Ares ve Theo tarafından epey azarlandılar. İşlerin 8F Drafter'la yapılması gerektiğini, etrafına daha çok dikkat etmeleri gerektiğini ve adımlarını iyi atmaları gerektiğini söylediler. Bu onlar için bir ders olmuştu, sonrasında gittikçe o illegal işlere doğru adımlarını atmaya başlamışlardı. Bir gün Ares, Ali ve Kane'i galeriye götürdü. Ali ve Kane'in aralarında zar attırdı, zarı Kane kazandı ve arabasını almak için hak kazandı. Kane'de hali hazırda 160.000 dolar para vardı, Ali'den de biraz para aldı. Üstünü ise "Jax Jane" tamamladı. Bu şekilde Kane ilk arabası olan "Ocelot Lynx GPR Edition" satın almış oldu. İlk arabasını aldığı için mutluydu sıra Ali'ye araba almaktaydı. Artık çıkacakları işlere iki araba çıkıyorlar, daha planlı ve düzenli yapıyorlardı. Bu sırada Kane ise şehirde olan ağını geliştirmek için uğraşıyordu. Birçok insanın telefon numarasını alıyor, onlarla konuşarak bazı bilgileri öğrenmeye çalışıyordu. Temelde kendine bir "informer" yaratmak için uğraşıyordu. Amacı ailesine yardımcı olabilmek, abilerinin yüklerini hafifletmekti. Savaş: Kane daha önce Aybars Ballı'dan ekibin Melissa üretiminde olduğunu öğrenmişti. Hatta yerine kadar öğrenmişti. Bir gün ise mekanikte dururken mekaniğe South Side'dan TCF ekibi geldi. Ares'in önüne bir çanta bıraktılar ve borçlarını ödemek istediklerini söylediler. Ares ise bu durumu ters teperek, "30 bin dolarınıza ihtiyacım yok" dedi. Birkaç sürtüşme ve sırıtma ardından iki ekip oradan sinirli bir şekilde ayrılmıştı. Akabinde aynı gün içerisinde Feyzullah Gözebatan GYM önüne giderek TCF ile tartışmaya girmişti. Kane, Ali ve Batu ise hızlıca oraya gitmiş, abilerinin yanında durmuşlardı. Feyzullah, Ender ile konuşmaya gittiği sırada Jamal Ochua Dalair gelerek, Ali'ye yumruk atmıştı. O sırada Kane Jamal'a yumruk atmış, Batu ise bıçak çekerek Ezra'yı bıçaklamıştı. Bu sırada Kane Vlad ve Gustavo gibi başka ekiplerden saldıran kişileri de net bir şekilde görmüştü. Akabininde ise sırtından iki adet kurşunla yaralanmıştı. O gün Kane, Batu ve Ali hastaneye kaldırılmış ve 1 gün müşahede altında tutulmuşlardı. İyileştikten sonra ise iki ekip arasındaki savaş başlamıştı. Artık iki ekip birbirini avlayacaklardı. Kane çok gergindi, ilk defa hayatı ipin ucundaydı, ailesini ne pahasına olursa olsun korumalıydı. Bu Johannes, Ali, Kane ve Batu için bir ilkti. Savaştalardı, canları bir 9mm mermiye bakıyordu. Artık o tuttukları silah başka birilerini vuracaktı. Kane daha önce abisiyle bu konuyu konuşmuştu, bunun nasıl bir his olduğunu ve rüyalarına nasıl girdiğini biliyordu. Kane mental olarak kendini hazırlamaya çalışıyordu. Savaşın olduğu sırada ise Gabriel Moretti ve Dominic Luck gelmişti. Kane ara sıra Dominic Luck'u görse de Gabriel Moretti'yi ilk defa görüyordu. İlk defa arabasına binecek ve sırt sırta savaşacaklardı. İlk gün tüm ekip arabalarıyla beraber Forum Drive'ın içerisinden geçti, bu sırada Forum Drive'ın çatışından araçlara ateş açıldı. Polisler geleceği için mahalleden uzaklaşıldı, tekrardan mahalleye gidildiğinde kimse yoktu. Se7en ekibi bir süre daha şehri gezdikten sonra peşine polis takıldı. Polisten bir süre kaçmaya çalışıldı lakin birçok polis ekibi peşlerindeydi. Kane temizde olsa da Ares abisini polis kovalıyordu. Polis ekiplerini Vinewood'a doğru çektiler, o sırada hızla polise ateş açılmıştı. Arkadan Theo abisi gelmiş, arkadan polislere ateş açmıştı. Theo orada vurulmuştu, Ares ise herkese geri çekilmesini söyledi. Theo'nun tedavisi polisler tarafından yapılmış ve departmana sevk edilmişti. Theo hapisten çıkıp güvenli eve geldiğinde burnu kırık, gözaltları tamamen mosmordu. Hoodiesinde kan lekeleri vardı. Kane abisi için endişelenmiş, ne olduğunu sorduğunda ise durumu öğrenmişti. 4 tane yüksek rütbe polisin sorgu odasında abisinin burnunu kırdığını öğrenmişti. Kane abisinden kimler olduğunu öğrenmiş, onlara karşı derin bir nefret duymuştu. İkinci çatışma ise Yellow Jack'in önünde oldu. Kane burada eli ayağı titreyerek sıkmış ve oldukça korkmuştu. Heycanlıydı, heycanına rağmen birkaç atışını tutturmuş ve birini vurmuştu. Vurduğu kişi ise "Jamal Ochua Dalair" idi. Gabriel ile beraber Jamal'ı hızla kaçırdılar, Jamal'ı güvenli bir bölgeye götürdüler ve telsizini alıp TCF'i dinlemeye başladılar. Gerekli bilgileri alıp telsizden çıkış sağladılar. Bu sırada Ares Keskin'in TCF için farklı bir hediyesi vardı. Ares, Jamal'ı polise teslim etmeden önce üstüne "Ölmüş bir polis memuru olan Duru Deniz'in" görev silahını ve telefonunu bıraktı. Telefonun son konuşmalarında Jamal açıkça görülmekteydi. Kane Jamal'ın ölmemesi için baskı yapmış, o akan kanın sıcaklığını görmüştü. Kurşun girişlerini net bir şekilde görüyordu. Jamal'ın ölmemesi için çabalıyordu, üstü başı kan olmuştu. Abisi geldikten sonra Jamal'ı bıraktı ve hızla üstünü yıkadı, üstündeki kan kalıntılarından kurtuldu. Sonrasında ihbar bırakıp hızlıca bölgeden uzaklaştılar. Gabriel ile Grape Seed'e doğru giderken saldırıya uğradılar, 2 araç tarafından kovalanmaya başladılar. Yellow Jack'in önünde mecburiyetten durarak çatışmaya başladılar. Kane ve Gabriel zor durumdayken Ares ve Theo yetişti. Ares ve Theo geldiği sırada Kane vurulmuştu, acıdan kıvranarak yere doğru düştü. Olay yerine polisler çok hızlı bir şekilde gelmişti, Theo abisi Kane'i alamamış, mecburen bölgeden uzaklaşmıştı. Polisler tüm yaralıları alıp olay bölgesini kapatmıştı. Ayrıca polisler Jamal'ı da almışlardı, bir süre sonra Ares ve Theo'da yakalanmıştı. Kane'in tüm tedavileri yapıldı ve departmana sevki sağlandı. Departmanda Se7en ekibinden: "Ares, Theo, Jax, Gabriel ve Kane bulunuyordu." TCF ekibinden ise: "Duncan, Bethany, Hunter, Yuri, ve Drake" bulunuyordu. Se7en ekibi ve TCF ekibi hapishane içerisinde bazı konuları konuşmaya başladılar. Ares TCF için "Saygımı kazandınız." diyerek ekledi. Ayrıca bu sırada içeride Minik adında cüsseli ve uzun bir siyahi de bulunuyordu. Kane bir daha buraya düşmemeliyim, işlerimi temiz yapmalıyım diye düşünüyordu. Ufak bir ceza almamıştı, cezası uzundu. Kane sonunda hapishaneden çıktığında savaş hala devam ediyordu. Güvenli eve doğru gitmişti, güvenli eve doğru gittiğinde 1 günlük ateşkes ilan edildiğini öğrendi. 1 gün için rahat bir nefes aldı ve kafasını toparladı. Kardeşine yumruk atan Jamal'ı vurduğu ve kaçırdığı için gururluydu. Bir yandan ise o kanın sıcaklığını, mermi girişlerinin görüntüsünü ve nefretle sıkışını aklından çıkartamıyordu. Büyük bir öldürme güdüsüyle o tetiği çekmişti. Bir gün aradan sonra savaş devam etti. Bu yapılacak çatışma kilisenin orada yapılmıştı, karşılıklı bir ateş hattı vardı. Bu çatışmada Ali hızlıca vurulmuştu, Kane ise Ali'nin vurulduğunu görüp paniklemiş kardeşini oradan almak için uğraşıyordu. Bu sırada ise Kane'de vuruldu, polisler olay yerine gelmişti. Burada Theo ve Ares'de vurulmuştu. Jax ise kaçarken yakalanmıştı. Kane ve Ali yerde kanlar içinde yatarken onları kardeşi Gabriel gelip kurtarmıştı. Ali ve Kane'i alıp güvenli eve getirmişti. Güvenli eve ise "Guardian Angel" çağırılmıştı. Kane Guardian Angel gelene kadar oldukça kan kaybetmişti, durumu kötüye gidiyordu. Batu ise sadece bileğinden vurulmuştu, Ali'de aynı şekilde kanlar içerisinde yatıyordu. Tüm kardeşler yanyanaydı. Guardian Angel geldiğinde hızlıca tüm yaralılarla ilgilendi ve durumlarını stabil hale getirdi. Kane ve Ali bir süre hareketsiz bir şekilde kanepede dinlendikten sonra uyandılar. Kane ağrı ve acılar içerisinde uyanmıştı. Ares, Theo ve Jax gene tutuklanarak federal hapishaneye gönderilmişti. Savaş artık tamamen bitmişti, son konuşma yapılacaktı. Kane bu savaştan çok şey öğrenmişti. Ailesinin gözleri önünde vurulması, abisinin vurulması ve herkesin zarar görmesi onu mental olarak etkilemişti. Artık düzgün bir uyku alamıyor, rüyalarına ise sürekli vurduğu kişiler giriyordu. Kane ne kadar mental olarak çökmüş olsa da pişman değildi. Ailesi için yapmıştı, bir daha olsa bir daha yapacaktı. Bu mental çöküş onu gittikçe soğutuyordu, Kane gittikçe soğuk tarafını ortaya çıkarıyordu. Artık ailem için yaşarım durumuna bürünmüştü. Bu mental çöküşün etkisiyle Kane vücudunun birçok noktasına dövmeler yaptırdı. Bu dövmelerin her birinin bir anlamı vardı. Örneğin göğsündeki "Holy Mary" dövmesi meryem anaya bir yalvarıştı. "Günahlarımı affet tanrım, sonu olmayan ve dönülmez bir yoldayım. Ailem için yapmak zorundayım." Kollarında bulunan kuru kafa dövmeleri vurduğu, her bir kişi içindi. Sağ omzunda bulunan tabutun üstündeki kuru kafa dövmesi ise birini neredeyse öldürecek olmasıyla ilgiliydi. Kısacası Kane'in yaptırdığı her dövmenin bir hikayesi ve anısı vardı. Hiçbir dövmeyi boşuna yaptırmadı ve vücudunda iz olması için yaptırdı. "Jamal LSPD tarafından alındı lakin üstündeki eşyalara rağmen serbest bırakıldı ve tarafına hiçbir işlem yapılmadı." Se7en'a Giriş & Mental Çöküş: Kane, Johannes, Ali ve Batu Se7en'a giriş sürecinde büyük zorluklar ve mental çöküşler yaşadı. Savaş sonrasında kısmen Se7en'ın içerisine girmişlerdi. Bir gün Ares tüm Se7en ekibini mekanikte topladı. Ofisteyken bir anda kutunun içerisinden 12(Beyaz, Siyah, Gri, Mor, Yeşil, Koyu Yeşil, Mavi, Turkuaz, Pembe, Bej, Kırmızı) farklı renkte hoodie çıkardı. Bu Hoodie'ler herkese belirlenen renge göre verildi. Örneğin Aybars Ballı Pembe renkte bir hoodie aldı. Kane ise Turkuaz renkte bir hoodie almıştı. Akabinde ise Theo abisinin giydiği renk olan Gri renkte hoodie verilmişti. Ares Turkuaz hoodieyi geri almıştı. Theo Abisi ise ben demeden o hoodieyi giymeyeceksin demişti. Kane diğer herkes hoodielerini giyerken bir süre hoodiesini giyememişti. Akabinde abisi Kane'i bir teste sokmuştu. "Sana bir sürü şey dedim Kane, bunlardan ne öğrendin? Bana cevabını vereceksin yoksa seni New Jersey'e geri yollarım" demişti. Kane ise New Jersey'e geri dönmek istemiyordu, çok uzun süre cevabı düşünse de asla cevabı bulamadı. Ayrıca bu sırada abisinin sevgilisi Rose Jane ile de konuşmuştu. Rose, Jax'in kuzeniydi, Theo abisiyle ilişki içerisindelerdi. Kane ise abisi için endişelenip, "Abim için ciddi misin Rose? Demek istediğimi anlayabiliyor musun?" tarzında konuşmalar yapmıştı. Bir noktadan sonra Kane için Rose annesi olmuştu. Abisi verdiği süre dolunca Kane'i evine çağırdı. Evde Rose ve Theo bekliyordu, Theo: "Abicim buldun mu cevabı?" diyerek ekledi. Kane ise cevabı veremedi ve abisinden korktu. Abisi ise "Cevap büyümek Kane, bazı şeyler üzerinde çok düşünüyorsun. Daha basit düşün. Artık Gri hoodieni giyebilirsin dedi." Kane turkuaz hoodieyi sorduğunda ise: "Ares Abi izin verirse giyersin, Ares abiye sor dedi." Kane büyük bir mutlulukla evden ayrıldı." Turkuaz Hoodie'yi Ares Abisine sorduğunda ise hayır cevabını aldı. Aradan bir süre geçtikten sonra ve Kane kendini iyice kabul ettirdikten sonra Ares Hoodiesini Kane'e verdi. Kane artık turkuaz Se7en hoodiesi ile geziyordu. Lakin hala bu dörtlü gerçek bir se7en üyesi değildi. Bir gün Johannes, Ali ve Kane camlı otoparkta konuşurken Ares geldi. "3'ünüz arasından birini seçin vuracağım" dedi. Kane, Ali ve Johannes "olmaz ben çıkacağım, olmaz ben çıkacağım." gibi konuştular ve karar veremediler. En son Ares'in yanına gittiklerinde konuşamadılar, Ares ise bağırarak "Birini seçin vuracağım, bitti!" dedi. Kane bu durumda bir testte olduklarını ve kimsenin ismini söylememesi gerektiğini düşündü. Kardeşlerine bakarak, "Benim kardeşlerim seçim konusu olamaz, vurulacaksak beraber vuralım" diye ekledi. Ares'in tekrar yanına gittiklerinde ve bu şekilde söylediklerinde Ares sinirlendi. "Hoodielerinizi çıkartıp bagaja koyun." dedi sinirlice. Johannes, Ali ve Kane çaresizce hoodielerini çıkartıp aracın bagajına koydular. Ares ise "Artık se7en'dan değilsiniz, napıyosanız yapın" diyerek oradan uzaklaştı. Bir süre sonra Ali, Johannes, Kane ve Batu'nun telefonlarına bazı mesajlar geldi. Kane için gelen mesajda şu yazıyordu: "Görünmez bir yüküm, omuzda taşınırım. Kaçan hafifler sanır, kalan ağırlaşır ama büyür. Söz verildiği anda doğarım, unutulunca değil; terk edilince ölürüm Ben neyim?" ve bir soru daha vardı onda ise şu yazıyordu: "Kimse bana zorla sahip olmaz; kabul edilirim. Taşıyanı eğitirim, kaçanı utandırırım. Başkasının yükü gibi görünürüm ama aslında insanın kendisiyim. Ben Neyim?" yazmaktaydı. Son bir mesaj olarak ise şu yazıyordu. "Soruların cevaplarını bulmadan gözüme sakın gözükmeyin, gördüğüm yerde canınızı alırım. 24 saatiniz var." bu mesajı gördükten sonra Kane, Johannes ve Ali hızla uzaklaştılar ve limana doğru gittiler. Limanda kapalı bir bölgeye girdiler. O sırada Kane Theo abisiyle konuştu, Theo ise şunu dedi: "Ares Abinin şehrinde, Ares Abiden mi kaçacaksınız? Beni güldürmeyin oğlum." dedi. Bir süre sonra aynı bölgeye Batu da geldi. Saatler boyu soruların cevaplarını düşündüler. Kane için cevap şuydu: "1- Sorumluluk, 2-Sadakat." bu cevabı verdikten sonra bir süre rahat bir nefes aldılar. Lakin tekrardan konuşmak için ortak eve döndüler ve bir istişare yaptılar. Birkaç sonra mekaniğe geçtiler ve Theo ile konuşmaya başladılar. Theo benim için cevap şuydu: "İki kardeşimin bacağına sıkar, öne ben çıkardım. Ama sizden bunu beklemiyorum, hatta sizden kendiniz olmanızı bekliyorum. Sadece büyümeniz gerek." diyerek ekledi. Ayrıca orada birçok konu konuşuldu. Se7en içerisinde bu tarz konuşmalar sık olurdu, aile toplantısı gibiydi. Se7en iletişimi güçlü bir ekipti. Theo mekanikte bu 4'lüye büyük tavsiyeler ve öğütler verdi. Bu şehirde işlerin nasıl işlediğini, nasıl olmaları gerektiğini, kendisinin nası biri olduğu gibi birçok konudan bahsetti. Kane birçok konuda Theo abisini ve Ares abisini örnek almaya çalışıyordu. Örnek aldıkça gittikçe içi soğuyor ve canavarlaşmaya başlıyordu. Ares bir gün Kane ile konuştuğunda "Gereken kişilere insan tarafını, gereken kişilere canavar tarafını göster" demişti. Kane bu cümleye dikkat ediyordu. Bunlardan iki gün sonra Chumash iskelede ailecek balık tutarken Ares geldi. Ares "Çok canımı sıkıyorsunuz" diyerek konuşmaya başladı. Ares silahını çıkarttı, Ali'nin kafasını sertçe tutup duvara yapıştırdı ve silahı kafasına dayadı. Aynı şekilde Theo Batu'nun kafasını tutup duvara bastırdı ve silahını kafasına dayadı. Johannes ve Kane korku içerisinde bir şey olmaması için bekliyordu, donup kalmılardı. O sırada Ares silahın tetiğini çekti, silahtan sadece bir "click" sesi geldi. Silah boştu, Ares "Siktirin gidin." diyerek 4'ünü de yolladı. Bu 4'lü eli ayağı titreyerek gözlem kulesine doğru gittiler. O yoğun yağmurun altında sadece şehre doğru bakındılar. Tek düşünceleri ne olduğunu anlamaktı, herkes çok suskundu. Sadece birbirlerine bakıyorlardı. Bir süre sonra Theo ve Ares gözlem kulesine doğru geldiler. Ares tekrardan geldi ve söyledi: "Seçiminizi yapın, aranızdan bir kişiyi seçin. Bir daha size bunu sormayacağım." Johannes ise hızlı davranıp silahını çekti ve Kane'e doğru doğrulttu. Ben gideceğim dercesine, Kane ise silahını çekti. Ares tekrar ekledi, "Birbirinize silah çekebileceğiniz bir şey değil, Theo topla silahlarını." diyerek ekledi. Tüm 4'lü silahlarını Theo'ya teslim ettiler. Aresin gözleri oldukça kızarık duruyordu, yüzünde kuru kafa motifli bir maske vardı. Çaresizce Ares'e doğru baktılar, Johannes'in gidişini izlediler. Ares Johannes'i aracına aldı ve gözlem kulesinin doğu çıkışına doğru gitti. Aşağıya doğru inen aracın sesi yavaşça kayboldu, 3'lü ise çaresizce Theo'ya doğru baktılar. Yoğun yağmurun altında sadece Theo'ya doğru bakıyorlardı, çaresizlerdi. Theo'ya şu soruyu sordular "Ne olacak Theo?" Theo ise cevap vermedi. Sadece bekledi. Kane'in elleri titriyordu, ne yapacağını bilmiyordu. Canından çok sevdiği kardeşine bir zarar gelmesini istemiyordu. Bir seçim yaptırmaması onu etkilemişti, hata mıydı diye sayıklıyordu içinden. Birkaç dakikalık gergin bekleyişten sonra Ares Johannes'i arabayla geri bıraktı. Arabayla geri bırakıldığını görünce Kane tüm hızıyla Johannes'e doğru koştu, bir şey oldu mu diye kontrol etti. Johannes donmuş durumdaydı, sadece belinden bir silahı çıkarttı ve bir süre inceledi. Johannes "Konu hiçbir zaman bir şeyi verip vermemek değilmiş, Fratello götürdü beni. Belinden silahı çıkarttı, "Artık lider sensin" dedi." diyerek ekledi. Kane şok içerisindeydi, sadece Johannes'e bakıyordu. Theo ise arkada sabit bir şekilde 4'lüye bakınıyordu. Theo'nun yanına doğru döndüler, Batu Theo'ya "Ne anlamalıyız Theo?" diye sordu. Theo ise "Ben bilmiyorum oğlum." diyerek ekledi. Theo Johannes'e bakarak "Noldu oğlum, Ares Abi ne dedi söylesene?" diyerek ekledi. Johannes ise olanı söyledi. Theo ise ekledi: "Uymadınız yani otoritesine? Batu arabanın anahtarını ver." diyerek ekledi, anahtarı aldı. Batu'nun Cypher marka arabasıyla bölgeden hızla uzaklaştı Theo. 4'lü ise kara kara düşünüyordu, ne durumda olduklarını bilmiyorlardı. Johannes şok içerisindeydi, Kane suskun ve kendi içerisine kapanmıştı. Birkaç dakika sonra Theo Cypher ile geldi, araçtan indi ve rastgele yoldan geçen birine doğru ateş açtı. 4'lü silahın sesiyle sadece arkalarına doğru döndü ve ileriye birkaç adım atabildiler. Silah sesine rağmen bu 4'lü sabit kalmıştı, o kadar donuklardı ki hiçbir şey yapmadılar. Belindeki silahları Johannes'e verdiler, Johannes ise güvenli bir bölgeye silahları bırakıp geri geldi. Olay yerine Dedektif Martinez geldi, birkaç yalan söylerek kendisini uzaklaştırdılar. Ali ise Ares'e mesaj attı, "Hatamızın farkındayız abi, affet." diyerek. Yarım saat kadar bu mesajlaşmalar sürdü. 4'lü hızla yola koyulup Ares ve Theo'yu aramaya başladılar. Theo telsizden şurada birini vurdum diyerek ekliyordu. Kane ve Johannes panik ve endişe içerisinde tüm şehri dolaşmaya başladı. Amacı abisini bulmak, kendini affettirmekti. Kane araba sürüyor ve düşünceleri içinde boğuluyordu. Gittikçe o panik ve endişe hali yok olmaya başlamıştı. Yerini sadece anlamsız bir boğukluğa bırakmıştı. Johannes Kane'e doğu otobanına doğru sürmesini söyledi, Highway Patrol binasının hemen önünde durmasını söyledi. Akabininde aracı alıp gitti, Highway Patrol binasının hemen ilerisinde dağa bağlanan bir yol vardı. Oradan yukarıya doğru çıktı. Yaklaşık 10 dakika sonra Johannes geldi, oldukça durgun gözüküyordu. Torpidonun hemen üzerinde italyan bir kadının resmi duruyordu. Resim Johannes'e doğru bakıyordu, Kane resime doğru bakındı. Pek bir şey söylememeyi tercih etti. Ayrıca Johannes'in sol elinin avcunun içinin yanık olduğunu gördü. Johannes geçen 10 dakikanın ardından farklı biri gibiydi. Durgunlaşmış ve donuklaşmış, bir şey yaşamış gibiydi. Johannes araçla Zancudo River'da bulunan bir kilisenin orda durdu. Aracı yolun kenarında bıraktı ve sessiz bir şekilde hiçbir soruya cevap vermeden kiliseye doğru ilerledi. Bir süre sonra bölgeye Ali ve Batu'da geldi. Kane ne sorduysa Johannes cevap vermedi, gittikçe Kane için tansiyon yükseliyordu. Mental olarak iyice çökmüştü. Kane Johannes'in tam karşısına doğru geçti, solunda Ali ve sağında ise Batu vardı. Paketinden bir dal sigara kavrayıp yaktı, ağzında birkaç fırt aldıktan sonra eldivenlerini çıkarttı. Johannes'in gözünün içine bakarak sol elinin farklı noktalarına sigarayı iyice bastırdı. Johannes'in eli gibi Kane'in eli de yanmıştı. Kane'in bunu yapmaktaki amacı Johannes'i anlamaya çalışmak, onun ne yaşadığını çözmekti. Belki kardeşinin kendinin incitmesinin onu kendine getirebileceğini düşünmüştü. O an ne kadar mantıklı gelse de sonradan çok saçma ve çocukça bir hareket olduğunu düşünecekti. Kane'in yaptığı harekete Johannes hariç kardeşleri çok kızmıştı. Johannes "Hadi dönelim" diyip arkasını dönüp ilerledikten sonra dağdan inen bir yaban domuzu saldırdı. Domuz Johannes'i ileriye fırlatmıştı. Fırlattıktan sonra da bağırışlarla korkup kaçmıştı. Kardeşleri hızlıca Johannes'i almış ve hastaneye götürmüştü. Bu sırada hastanede Theo ile karşılaştılar, Theo hiçbir tepki vermeden hastaneden çıktı. Kane elini tedavi etti, hastanede beklemeye başladı. Kane'e Johannes'in müşahede altında tutulacağı bilgisi verildi. Kane hastanede Johannes'i beklemeye başladı. Aynı gece hoşlandığı kadın olan Alice Miu Moon'un da kaza yapıp hastaneye kaldırıldığını öğrendi. Hastanede uyandığında hızlıca Johannes ve Alice'in durumunu sordu. Hala müşahede altında olduğunu öğrendi. Ali'yle beraber hastaneden çıktılar. Mekaniğe geçtiklerinde yanlarına Feyzullah Gözebatan gelmişti, Feyzullah'a tüm durumu anlattılar. Feyzullah ise "Yaptığınız yanlış bi' şey var, bilmiyorum artık" diyerek ekledi. Akabinde Yellow Jack'e doğru geçiş sağladılar, durumu Rose'a da anlattı. Aradan geçen 10 dakikadan sonra Johannes'in taburcu olabileceği bilgisi geldi, hızla hastaneye doğru yöneldiler. Hastaneye gittiğinde Alice'in de taburcu olabileceğini öğrendi. Feyzullah Johannes'i aldı, Kane ise Alice'i aldı ve hastaneden çıkış sağladılar. Mekaniğe geçtikten sonra Can geldi ve Alice'i götürdü. Üstte ise 4'lü Feyzullah ile konuşmaya başladılar. Durumları genel manada açıkladılar. Bir süre sonra Feyzullah 4'lüyü Yellow Jack'in oraya götürdü. Yellow Jack'in hemen kuzeye bakan kısmındaki dağda oturmak için banklar bulunuyordu. Oraya doğru çıktılar. Burada Ali sürekli Ares'e mesaj atmaya başladı. "Tek liderimiz sensin, sadakatimiz sana. Biz lideri sadece sen olarak görüyoruz" diyerek ekledi. Burada Johannes, Ali ve Kane saatlerce oturdular. Saatler boyu sadece ne yapmaları gerektiğini düşündüler. Bu süre zarfında arada bir Feyzullah gidip geliyor, Kane Theo Abisine yazıyor ve cevap almaya çalışıyordu. Hiçbirinden cevap gelmiyordu. Kane abisine şu mesajları yazmıştı: "Bu şehre senin için geldim abi, bu şehirden gitmeye niyetim yok. Bu şehre gömülmek umrumda olmaz." Theo ise Kane'e şu cevabı vermişti: "Geldin ama abinin başını eğdin Kane." bu mesaj Kane için oldukça ağırdı. Kane hiçbir zaman abisinin başını eğmesini istemezdi, onun için çabalar ve bir karşılık beklemezdi. Bu Kane'in mentali açısından kötü bir darbe olmuştu. Kane gittikçe depresifleşen, gittikçe içindeki hisleri ve duyguları tüketen biri haline dönüşmüştü. Bu cevaba karşılık olarak ise "O hatayı da telafi edeceğim, ya canımla ya da başka şekilde." diyerek cevap verdi. Bir süre sonra abisinden bir mesaj daha geldi: "Seçimini yapabildin mi?" Kane ise "Ares abi ne seçiyorsa o" diyerek yanıtladı. Bir süre daha 3'lü olarak bu mesajları düşünmeye ve neler yapmaları gerektiğini düşünmeye devam ettiler. Bu sırada ise Feyzullah sürekli telefonla konuşuyor ve 3'lünün yanına gelmiyordu. Bir süre sonra abisinden mesaj geldi, "Ben bundan bahsetmedim." Kane ise bir süre mesaja bakındı ve bir cevap yazamadı. Bu sırada Johannes'e de mesajlar geliyordu. Johannes'e: "En zor kararları en güçlü iradeler verir" mesajı gelmişti. Soru halen aynıydı, "Aranızdan birini vuracağım ve bu kim?" Saatler boyu bir sürü mesaj gelmişti. O tepede 3 saat geçirmişlerdi. Artık gittikçe umutsuzluğun içine bürünüyorlardı. O sırada Rose tepeye doğru geldi, orada 3'lüye birkaç tavsiye verdi. Aradan 1 saat geçtikten sonra Ares tepeye doğru geldi, Ares'i görünce herkes çok gerilmişti. Ares Johannes'in karşısına doğru geçti. Ellerini arkada birleştirdi, ayaklarını omuz genişliğinde açtı. Feyzullah ise ekledi: "Seçimini yapmışlar." Ares: "Ben bir seçim istemedim? İstediğim seçim yapıldı." diyerek ekledi. Kane oldukça gerilmişti, sol elinin avuç içerisine doğru bastırıyordu. Yeni pansuman yaptırdığı yara açılmıştı, hafifçe kan sızıyordu. Başı yere doğru eğilmişti. Ares Johannes'e bakarak ekledi: "Evet liderim ne yapıyoruz? Problemler var." 3'lü bir anda ekledi: "Lider sensin abi." Ares ise "Ben lider değilim çocuklar, liderimiz Johannes." 3'lü ısrarla bunu kabul etmedi. Ares'in lider olduğunu savundular. Yaklaşık 15 dakika boyunca Ares Johannes'in karşısında elleri arkada bir şekilde bekledi. "Lider sensin Johannes, ne yapalım?" diyerek ekledi. 3'lü halen daha karşı çıkmaya devam etti. Bir süre sonra Ares ayrıldı, giderken de "Liderimiz gelene kadar ben biraz para kazanayım." dedi. 3'lü ve Rose konuşmaya başladılar. Rose mentallerini güçlü tutmaları gerektiğini söyledi, 3'lü ise mental olarak yok olmuşlardı. Rose ise "Her şeyin bir nedeni vardır, iyi düşünün" diyerek ekledi. Yaklaşık 30 dakika sonra Ares Walkers'a "Biad et şekli!!!" diyerek bir graffitinin fotoğrafını paylaştı. 3'lü hızlıca Yellow Jack'den ayrıldı. Johannes ve Kane graffitinin bulunduğu yeri aramaya başladı. Graffiti Murreita Heights bölgesindeki köprülerin hemen altındaki kanaldaydı. Bölgede hiçbir şey yoktu, kimseden iz yoktu. Bölgeye bir süre bakındıktan sonra oradan ayrılmaya karar verdiler. Kane gerginlik ve sinir içerisinde direksiyona doğru vurmuştu. Ne yapacaklarını artık bilemiyorlardı, tüm şehirde Ares'i aramaya başladılar. Akabinde East Vinewood'da bulunan parka doğru geldiler. Orada çekici ve Batu'nun aracı bulunuyordu. Ayrıca Jax ve Feyzullah vardı. Batu'nun arabasının çekilmesi gerektiği için Kane hızlıca halletti. Theo ise Johannes'i arayıp, "Birini vurayım mı?" diyerek sorular soruyordu. Kane hızlıca çekim işlemini halletti. Aracı mekaniğe doğru bıraktı. Aracı düzgün bir şekilde tamir etti ve aracı alarak aynı parka doğru yöneldi. Oradan Johannes'i aldı. Yellow Jack'e doğru geçtiler ve oturdular. Tekrardan düşünürken Ares Yellow Jack'e doğru geldi, 3'lü Ares'in önünde dizildi. Ares Johannes'e doğru: "Çalışanların maaşını atayım mı lider?" diye sordu. Johannes ise "Benim eşşekliğim yüzünden maaşlarından olmasınlar abi alsınlar maaşlarını" diyerek ekledi. Ali ise uyumaya giderek Yellow Jack'ten gitti. Johannes ve Kane hala Ares'e Lider sensin diyerek zorlamaya devam ediyordu. Theo telsizden "Tasmayla gezdiricem bunları" diyerek konuştu. Feyzullah ise "Liderden izin alırsan yaparsın" dedi. Theo ise "Liderinin de şimdi" diyerek telsize girdi. Bu laftan sonra Ares arabasına doğru gitti, aracına binerek hızla uzaklaştı. Johannes ve Kane hızlıca araca binip Theo'nun evine doğru gitmeye başladılar. Batı otobanında Kane aracın sağ ön lastiğini toprağa çıkardı, bu nedenle araç dümdüz devam etti ve dağın üstüne çıkarak takla atmaya başladı. Birkaç takladan sonra araç yola doğru düştü. Kane ve Johannes ağır şekilde yaralanmışlardı. Yoldan geçen siviller Johannes ve Kane'in yanına gelmişti. Bir süre sonra bölgeye Theo geldi, endişelenerek kardeşlerine bakındı. Bölgeye gelen ambulans hızla Johannes ve Kane'i sevk etti. Kane'in sol kolunda bir kırık, vücüdunun birçok yerine cam kesikleri ve sağ kolunda derin bir kesik vardı. Sağ kolundaki yaraya dikiş atılmış, sol koluna ise alçı takılmıştı. Gece boyu ikiside müşahede altında kalmıştı. Sabah kardeşleri ve Alice hastaneye gelmişti. Alice Kane'i mekaniğe doğru götürdü. Ares'de mekaniğe gelmişti, 4'lüyü ofise doğru çekti. 4'lü yanyana ayakta dikilmiş(Johannes yürüteçteydi) Ares'in karşısına doğru geçmişlerdi. Ares koltukta oturuyordu, 4'lüye bakarak ekledi: "Ee şimdi nolacak?" diyerek ekledi. Johannes ise "Lider sensin abi." diyerek ekledi. Ares bir süre bekledi ve ekledi: "Madem benim otoritemi siklemiyorsunuz, madem Johannes'kini de siklemiyorsunuz. O zaman yapacağım şeyi söyleyeyim size çocuklar? Her kimki benim otoriteme tek bir cümle eder ya da aksini yaparsa, lafımın bir gıdım dışına çıkarsa, ekibe adını veririm siz öldürürsünüz oğlum. Ağlaya ağlaya birbirinizi öldürürsünüz okey mi?" 4'lü yavaşça kafasıyla denilenleri onayladı. Bu olayların sonunda, bu 4'lü resmi olarak bir Se7en üyesi olmuştu. Bu 4'lü için bu test Se7en'a tamamen girişti. Kane Ares'in dediklerinden sonra rahat bir nefes almıştı. Tek amacı dinlenmek, olan olayları gözden geçirmek ve güçlenmekti. Kane bu olayları kendi içinde düşündü, Ares'e mutlak sadakatini sunmuştu. Onun için Ares Abisi, Theo Abisi kadar önemli olmuştu. Ares bir abiden çok bir Baba gibiydi. Theo ise daha çok abisi gibiydi. Öğütleri kıymetliydi ama Ares baba figürüydü. Hem korkulan, hem de öğütleri ve tecrübeleri mutlak olan kişiydi. Kane bu yaşanan olaylardan sonra içinde birkaç parçayı kaybetmişti, ailesi hariç kimseyi düşünmemeye başlamıştı. Her şey sadece ailesi içindi, ailesi için her şeyi yapabilecek konuma gelmişti. Se7en bir ekip, bir çete değildi. Bir "aileydi." Tüm düşünceleri tekrardan dizginledikten sonra Kane vaktini Alice ile geçirmeye başlamıştı. Bir yandan gene geceleri uyuyamıyor, uyuduğunda ise sürekli olarak yaşadığı şeyler rüyasına giriyordu. Kane yaşananları atlatabilmiş değildi, sadece dışarı vurmamaya çalışıyordu. İçinde bir şeyle savaşıyor gibiydi. Kane'in İlerleyişi & Yarış Fikri?: Kane yaşadığı birçok olaydan sonra düşüncelerini değiştirmeye başlamıştı. Theo abisinin dediklerini artık çok daha net anlıyordu. Abisinin şehre ilk geldiğinde söylediği şeyler artık ona korkunç gelmiyordu. Aksine onları yapabilecek duruma gelmişti, bu noktaya kadar bir sürü farklı olay yaşanmıştı. Bıçaklanmıştı, dövülmüştü ve vurulmuştu. Birçok illegal işe adım atmış, birçoğundan yakalanmadan çıkmıştı. Kane'in bir süre Los Santos'daki hayatı oldukça sosyal geçti. Ne kadar sosyal gözükse de Kane sadece kendi ve ailesinin çıkarlarını gözeten bir adamdı. Herkese "iyi adam" rolünü oynuyor, birçok bilgi alıyor ve zamanı geldiğinde arkalarından iş çevirmek için bekliyordu. Kane tatlı veya masum bir adam değildi, sadece ailesine yararlı olmaya çalışan bir adamdı. Bunlar yaşanırken aynı zamanda Alice Miu Moon'a olan hisleri oldukça artmış, ona ilgisini daha net belli etmeye başlamıştı. Alice ise ailesine odaklanmak istediğini söylemiş ve mesafesini açmıştı. Bu sırada Johannes, Kane, Ali ve Batu illegal bir yarış fikri düzenledi. Ayrıca bu fikire Rose'da dahil olmuştu. Bu 5'li hariç kimse birbirini tanımayacak, yüzlerini bilmeyecek ve gizli isimler kullanacaktı. Amaç sadece yarışı yapıp gitmek değildi, amaç kimsenin birbirini tanımadan konuşabilmesi ve "sokak yarış" kültürünü yapabilmekti. Burdaki ana fikir kültürdü, kültürü dağıtmak isteyen insanları toplamak istiyorlardı. Bu noktada 3 kişiyi belirlemişlerdi: "Uras Gökalp, Timy Northwest ve Curtis Junko." İlk hedefleri olan Uras Gökalp ile direkt olarak iletişime geçmek istiyorlardı. O nedenle 3 araba olarak çıkıp Uras Gökalp'i aramaya başlamışlardı. Benny's Mechanic'in orada Uras'ı gördüler, etrafını sardılar. Orada kendisine amaçlarının zarar vermek olmadığını söylerek kendisine bir not verdiler. Notta "23.30'da belirtilen konuma gel." yazmaktaydı. Konum Pizzeria'nın hemen yanında bulunan büyük araziydi. Orada bulunan köprünün üstüne Ares ve Theo'da gelerek izlemeye başlamıştı. Ayrıca bunun öncesinde herkese farklı bir renk verilmiş ve buna göre kombinler yapılmıştı. Alınan maskeler sabitti, sadece maskenin dizaynı değişiyordu. Yeni gelecek kişilerin kabulü için de bu maske verilecekti. Maske ise tüm yüzü kaplayan ve ağlayan yüz bulunan bir techno maskesiydi. Uras belirtilen saatte konuma gelmişti. 5'li bölgeyi düzgünce ayarlamıştı, araçları mümkün olan en simetrik şekilde konumlandırmışlardı. Uras'a güzel bir karşılama yapacaklardı. Uras bölgeye girdi, karşılarına geçti. 5'li uyumlu bir şekilde Uras'a fikirlerinden ve planlarından bahsettiler. Uras teklifi kabul etti, Kane Uras'a maskesini uzattı ve artık aralarında olacağını belirtti. Bu şekilde bu 5'li bu fikri hayata geçirmişti. Tabii ileride olacak olan olaylardan ötürü bu fikri gerçekleştiremeyeceklerdi. Bunlardan sonra Kane normal olarak eğlenmeye ve bilgi toplamaya devam etti. Yellow Jack'de sohbet etti, insanları daha da iyi tanımaya başladı. V?: Bir gün mekanikte bir zarf bulundu. Tüm se7en ekibi hızla mekaniğe toplanmış ve Ares abilerinin anlatacağı şeyi bekliyorlardı. Zarfın içerisinde bir ses kaydı bulunuyordu. Zarf da "Belirttiğim konum ve saatte orada olun, olmamanız sizin için daha kötü olur" tarzında bir not yazıyordu. Ekip toplaşmış ne olduğunu ve ne yapmaları gerektiğini düşünüyorlardı. Tarih 1 hafta sonraydı, Ares gitmeleri gerektiğini söyledi. Aradan geçen 1 haftadan sonra tüm ekip toplandı ve konumda belirtilen yere doğru gitti. Konum La Mesa'da fabrikaların içerisinde bir konumdu. Etrafta hiçbir şey ve hiç kimse yoktu. Konumun bulunduğu yerde bir çanta vardı, Ares çantayı açtı. İçerisinde bir mektup bulunuyordu. Mektubun üzerinde "Se7en" yazmaktaydı. Ares bir süre mektuba bakındıktan sonra herkesi evine çağırdı. Hızla herkes eve doğru ilerledi. Mektubun içerisinde tekrardan bir konum verilmişti. Tarih aynı gündü, birkaç saat sonrasında gitmeleri gerekiyordu. İki büyük Off-road araç olarak Se7en Ares'in evinden çıktı. Belirtilen konuma doğru gitti, belirtilen konum Grand Senora Desert'ın dağlık alanlarından biriydi. Gidilen konumda bir televizyon konumlandırılmıştı, ekip dikkatlice etrafa bakındı. Didik didik her yeri aradılar, bölgede bir televizyondan başka hiçbir şey yoktu. Belirtilen saat geldiğinde televizyonda bir kaset oynamaya başladı. Kaset oynarken Ares "Tortugayı vurdular, aha İtalyan?" diyerek ekledi. Bunlar yaşandıktan kısa bir süre sonra Grape Seed'de bulunan Melissa Fabrikasının yanmaya başladığı haberi geldi. Akabininde Grand Senora Desert'da bulunan Silah fabrikasının da yanmaya başladığı haberi geldi. Hızlıca Melissa bölgesine doğru ilerlemeye başladılar. Çıplak gözle Melissa Fabrikasının yangınını ve patlamaları gördüler. Bölgede kısa bir süre gözlem yaptıktan sonra çıktılar. Akabinde hızlıca mekaniğe doğru yöneldiler. Bilinen tüm İllegal Ekipler mekaniğe gelmişti, mekanik ortak bir toplantı gibi olmuştu. Bir süre sonra mekanik dağıldı, Se7en kendi ekibi arasında konuşmaya başladı. Se7en ne kadar gergin olsa da işlerini temiz yapıyordu, göze batmadıklarını düşünüyordu. Aradan geçen birkaç gün ardından tekrardan mekaniğe gene bir mektup gelmişti. Gene ekip mekanikte toplaşmıştı. Mektubun içerisinden bir kaset çıkmıştı, Ares kasedi tutarak Mekaniğin üst katında açtı. Tüm ekip pür dikkat kasedi dinliyordu. Kasette V denilen adam: "Bu şehrin düzenine ihanet edenlerle, yani sizden birileriyle birkaç günlük işim var. Umarım yakın dostlarınız değillerdir." diyerek cümlelerini devam ettiriyordu. Se7en ekibi kimseye yardım etmeyecekti kaset oldukça gericiydi. Bu noktadan sonra TCF ve Vanirs ekibi V tarafından kaçırılmış ve birkaç kişi öldürülmüştü. Kane bunun haberini Hunter'dan almıştı. Hunter her şeyi Kane'e anlatmış, Kane ise her şeyi hızlıca ekibe aktarmıştı. Oldukça rahatsız edici bir şekilde olaylar yaşanmıştı. Sonrasında V ekibinin Mülayim'e ulaştığını ve Mülayim'i Jess üzerinden tehdit ettikleri öğrenilmişti. Bunun üzerine Theo Kane'e bir görev verdi. Kane'in amacı Jess'i takip etmek, her noktada ona bir şey olmasını önlemeye çalışmaktı. Kane bu adamlara karşı bir şansının olmadığını biliyordu ama en azından haber verebilirdi. Kane Jess'i tamamen takip etmeye başladı. Sürekli olarak "Yenge" diyerek peşinde dolaşıyordu. Sürekli olarak etrafına dikkat ediyor ve abisine bilgi veriyordu. Bu sırada V'nin verdiği görev ise Rockford Hills bölgesinde bulunan kuyumcuyu soymaktı. Kuyumcunun içerisinde oldukça değerli olan zümrüt bir kolye vardı. Amaçları bunu çalmak ve V'ye temiz bir şekilde vermekti. Arka planda birçok ekip birleşip planı oluşturmaya başladı. Ares ve Theo planın öncüleri oldular, Ares tecrübesiyle planı yönetiyordu. 1 hafta sonra plan yapılacaktı. Bu sürede Kane Jess'i takip etti, hiçbir problem olmadan devam etti. Dead Men Tell No Tales: Sonunda soyguna 1 gün kalmıştı. Soygunda Kane'de bulunacaktı, içeriye girmeyecek olsa da sudan çıkan kişileri kaçıracaktı. Batu, Ali ve Gökçe ise gözcülük yapıyor, polislere karşı içeriye girecek kişilere bilgi veriyordu. Kane oldukça gergindi, işin ucunda ailesi vardı. Mülayim'e ne olmuş, Jess'e ne olmuş çok umrunda değildi. Ares istediği için Mülayim'e ve Jess'e yardım ediyordu. Normal şartlarda umursayacağı veya yardım edeceği kişiler değildi. Bu konuda yardım etmezse yarın Irmak yengesine de bu iş sıçrayabilirdi. Kane ailesine hiçbir zarar gelmesini istemezdi. Sonunda soygun günü geldi, Jax, Kane, Dominic ve Theo Elysian Island bölgesinde hemen suyun çıkışında bir hangara konumlandılar. 2 tane Euros, 1 Deimos ve 1 Nexus RR olarak bekliyorlardı. İçeriden çıkan kişiler hemen arkalarında bulunan denize doğru F540R ile atlayacak, denizden tüple beraber yüzerek karaya çıkacaklardı. O sırada hızla tek tek araçlara binilecek ve kaçış sağlanacaktı. Aradan geçen gergin bekleyişin ardından soygun başarıyla olmuştu. Suya doğru atlayışlarını gerçekleştirmişlerdi, karaya ilk önce Uras çıktı. Kane hızlıca Uras'ı aldı ve kaçırmaya başladı. Arkalarında veya üstlerinde hiçbir polis birimi yoktu. Güvenli bir pozisyona geçtikten sonra hızla üstlerini değiştirdiler ve temize çıktılar. Akabinde belirtilen konuma doğru hızla yol aldılar. Konum Alamo Sea'da bulunuyordu, araçları orada gizlediler ve Off-Road araçlarla dağa doğru tırmandılar. Amaçları kamp yapıyor gibi gözükmekti, plan kusursuz işlemişti. Hiçbir problem olmadan dağın üstüne çıkmış ve kamplarını yapmışlardı. Her şey kusursuz olsa da buradan sonrası oldukça problemli olacaktı. Dağdan indiklerinde Delibal ekibinin Chumash'da ayarladığı güvenli eve doğru yol aldılar. Burada tüm ekiplerce bir toplantı yapıldı ve kolyenin korunması gerekiyordu. Mülayim ve Uras arasında bir gerginlik de yaşanmıştı. Evden çıkarken Mülayim'in yaptığı tavırlar Kane'e yanlış gelmişti, Kane Mülayim'in etrafını manipüle ettiğini ve davranışlarının düzgün olmadığını düşündü. Ailesine karşı böyle davranılamazdı, Se7en ailesine sanki "güvenilmez" gibi davranıldığını düşünmüştü. Bu nedenle evden sinirlice çıktı, ailesine de sinirli olarak çıkıştı. Theo'da mekaniğe doğru gelmişti ve ekiple konuşmuştu. Theo Atilla ve Mülayim'le konuşmuş, "Benim kardeşlerimi oradan siktir etmiş." diyerek çıkışmıştı. Kane'de Jessica ile konuşmuş, abisine yapılan laflara sinirlenmişti. Kane ben sadece ailemi korurum, Mülayim için hiçbir şey yapmam noktasındaydı. Zira Mülayim'e yardımının sebebi de Ares istediği içindi. O gün aile oldukça gergindi. Diğer gün Ares geldiğinde konuyu Mülayim'le konuşmuştu, konu kısmen hallolmuştu. Kane için yapılan şey netti, Mülayim'e olan nefreti azalmayacaktı. Bugün büyük gündü, sonunda kolye teslim edilecek ve ne olacaksa olacaktı. Aile Ares'in evinde toplaşmıştı, toplu bir şekilde çıkış sağladılara. Palamino Highlands bölgesindeki plaja doğru gitmişlerdi. Burada Mülayim ve Ares konuşacaktı. Bir süre sonra bölgeye Delibal ekibi de gelmişti. Sonunda saat geldiğinde Toplu bir şekilde yola çıktılar, Tongva Hills'de bulunan üzüm bağlarına gelmişlerdi. Malikanenin içine giriş yaptılar, bölgede 4 araç onları bekliyordu. Tüm herkes yan yana sıralanmıştı, Kane abisine yakın duruyordu. V'nin ekibinde olan Cage Mülayim ve Jessica'yı öne çıkarmıştı. Kane oldukça gergindi, gerginliğini bastırmaya çalışıyordu. Ailesini korumak için oradaydı, bir şey olmasını istemiyordu. O gün orada Mülayim'e bir seçim yaptırılmıştı, Mülayim'e öldürülmesi için birkaç kişiyi seçmesi söylenmişti. Mülayim ise "Beni seç, ben öleceğim başka kimseyi vurma" diyerek cevaplamıştı. Kane bunları duymasa da sonradan öğrenecekti. Mülayim tüm aileyi tehlikeye atmıştı. Bölgede tüfekli insanlar bekliyordu, kimsenin üstünde silah yoktu. Bir noktada Cage Ares'in üstüne doğru yürüdü. "Abiniz ölecek, abiniz!" diyerek ekledi. Ares'in etrafında bulunan herkes Ares'in önüne doğru geçti. Ares "Geri hop!" diyerek herkesi geri çekmeye çalıştı. Cage bağırarak "30 saniye içerisinde kaybolun burdan!" dedi. Bölgeden hızla uzaklaştılar, Yellow Jack'e doğru geçtiler. Burada Mülayim'in yaptığı seçimleri söyledi. Kane oldukça sinirlenmişti, ailesi ölecekti. Sonunda tüm aile tekrardan ait olduğu yere Ares'in evine doğru geçmişti. Ares evde herkesi topladı, "Siz beni nasıl bir şeye sürüklediğinizin farkında mısınız? Naptığınızın farkında mısınız? Niye benim önüme geçiyorsunuz oğlum?" Kane hızla ekledi: "Abi vursunlar mı seni?" o sırada Ares ekledi: "Vursunlar mı oğlum sizi?" etraftaki herkes "Vursun, çocuğun babasız mı büyüsün abi?" diyerek ekledi. Ares kızmaya devam etti, sesi endişeli geliyordu. Herkes durgundu, orada herkes ölebilirdi. Aile yok olabilirdi. Bu noktada artık Los Santos'da duramayacaklarını fark ettiler. Ares "Buradan gidiyoruz, ayarlamaları ben yapacağım. Herkes yatağına geçsin yatsın, kimse dışarda olmayacak duydunuz mu?" diyerek ekledi. Güzeldi, özeldi, bitti(La Familie Es To Do): Kane Los Santos'da son günlerini geçiriyordu. Bu son günlerinde sevdiği kadın olan Alice Miu Moon'a açılmış ve reddedilmişti. Bu şehre gelme amacını tamamlamıştı, bu şehirde artık yapabileceği bir şey yoktu. Hatta şehirde istediği her şeyi elde etmişti. Abisini bulmuştu, kendine yeni bir aile edinmişti. Kan bağı olmayan ama kan bağından daha güçlü kardeşlikler edinmişti. Şehirde hiçbir pişmanlığı kalmamıştı, ailesi için her şeyi yapacaktı. Bu kısıtlı sürede reddedildiği için Kane hüzünlü geziyordu. Abisi defalarca kez Kane'i uyardı, "24 saat içerisinde düzelmezsen seni vuracağım" bile demişti. Bir gün Ares Kane'i aldı ve konuşmaya başladı. O konuşma Kane'e çok iyi gelmişti, akabininde Ali ve Gökçe'nin bulunduğu yere doğru gittiler. Şelalenin önünde Ares konuşmaya başladı: "Sizin de anlamanız gereken bir detay var çocuklar, Kane'e de bugün onu söyledim. Siz kendinizi kendi soyadınızda sanıyorsunuz. Sen Gözebatan'lardansın, sen Wells'lerdensin. Gökçe farklı bir kafada onu keşfedemedim. Herkes kendi soyadını taşıdığını sanıyor, olum siz hepiniz Keskin'siniz. Siz bana bağlısınız, bir başkasına değil" diyerek ekledi. Kane uzun süre sonra duygulanmıştı, Ares için kafasındaki baba figürü tamamen oturmuştu. Kane son kalan birkaç gününü düzgünce geçirdi. Sonunda Ares her şeyi ayarlamış, İzmir Urla'nın yarısını almıştı. Gün ve tarih belirlenmişti, tüm aile gidiyordu. Son gün Kane geç kalmış, hızla mekaniğe doğru gitmişti. Mekanikte son bir müzik eşliğinde herkes havaalanına doğru geçmişti. Havalanında Free Duty Shop'da ne gördüyse almışlardı, Los Santos'a artık veda ediyorlardı. Kane için bu 6 aylık süreç paha biçilemezdi. 22 Yıllık hayatındaki en önemli 6 aydı. Bir aile edinmişti, abisini bulmuştu. Bir "baba" bulmuştu. Kane her şey için ailesine minettardı. Son olarak uçağa binmeden önce bir aile fotoğrafı çekilmişlerdi.
KİŞİSEL KRONOLOJİ // ZAMAN ÇİZELGESİ

Rol Geçmişi & Katıldığı Olaylar (0)

Bu karakterin doğrudan iliştirildiği bir olay henüz bulunmuyor.